Bölüm 17: Fısıltı Mağarası

Yeraltının Kapısı
Rüzgâr Tepesi’nden inen dört arkadaş, ormanın en sessiz bölgesine doğru ilerledi. Burası, Fısıltı Or
manı’nın adını aldığı yerdi; ağaçlar bile burada fısıltıyla konuşuyordu. Pırpır-Kuyruk, kulaklarını dikti:
“Her yer fısıltılarla dolu,” dedi. “Ama bir ses diğerlerinden daha güçlü.”
Pofuduk Ayı, mührün titreşimini takip etti. Titreşim, bir kaya grubunun arasındaki dar bir yarığı göster
iyordu. “Mağara burada,” dedi Pofuduk Ayı. Yarık, dışarıdan küçük görünüyordu ama içeri girdiklerinde
geniş bir tünele açıldı.
Utangaç-Diken Kirpi, meyvelerini yaktı. Işık, tünelin duvarlarında dans etti. Duvarlar, eski resimlerle
kaplıydı; ormanın hayvanları, ağaçlar, yıldızlar. “Bu resimler,” dedi Gezgin-Gaga Turna, “ormanın
hikâyesini anlatıyor.”
Fısıltıların Odası
Tünel, büyük bir odaya açıldı. Oda tamamen karanlıktı ama fısıltılarla doluydu. Seslerin nereden geldiği
belli değildi; her taraftan yükseliyorlardı. Pofuduk Ayı, bir adım attığında fısıltılar susту. Sonra, tek bir
ses konuşmaya başladı.
“Hoş geldin, genç koruyucu,” dedi ses. Yaşlı, bilge ve tanıdık bir sesti. “Bu mağara, ormanın en eski sır
larını saklar. Sen ve arkadaşların, bu sırlara layık oldunuz.” Pofuduk Ayı, sesin kaynağını aradı ama
kimseyi göremedi.
“Dördüncü notayı arıyoruz,” dedi Pofuduk Ayı cesaretli bir sesle. Fısıltı cevapladı: “Nota, sadece gerçek
fısıltıyı duyana verilir. Kalbini dinle, genç ayı. Orman sana ne fısıldıyor?”
Kalbin Fısıltısı
Pofuduk Ayı gözlerini kapattı. Dışarıdaki sesleri, arkadaşlarının nefeslerini, kendi kalp atışlarını duydu.
Sonra, derinlerde bir şey fısıldadı. Annesinin sesi mi? Büyükbabasının mı? Hayır, daha eski bir şeydi.
Ormanın kendisi konuşuyordu.
“Cesaret,” diye fısıldadı orman, “güçlü olmak değil. Korkuyla birlikte yürümektir.” Pofuduk Ayı bu söz
leri tekrarladı ve odanın ortasında bir ışık belirdi. Dördüncü nota kristali, havada süzülüyordu.
Utangaç-Diken Kirpi de bir fısıltı duydu: “Sevgi, paylaşıldıkça büyür.” Gezgin-Gaga Turna: “Bilgi, sadece
paylaşılınca değerlidir.” Pırpır-Kuyruk: “Hız değil, yön önemlidir.” Her biri, kendi gerçeğini bulmuştu.
Mağaranın Armağanı
Pofuduk Ayı, kristali aldı. Bu kristal, diğerlerinden daha sessiz bir titreşim yayıyordu; derin ve huzurlu.
Dört kristali bir araya getirdiğinde, aralarındaki bağ güçlendi. Şarkının dört parçası, tamamlanmaya
daha da yaklaşmıştı.
Mağaradan çıkarken, fısıltılar onlara veda etti: “Üç nota daha. Ve sonra, karanlıkla yüzleşeceksiniz.
Hazır olun.” Pofuduk Ayı, bu sözleri kalbine kazıdı. Karanlık yaklaşıyordu ama onlar da güçleniyordu.
Dışarı çıktıklarında, güneş batmak üzereydi. Orman, her zamankinden daha canlı görünüyordu. “Yarın,”
dedi Pofuduk Ayı, “beşinci notayı arayacağız.” Arkadaşları başlarını salladılar. Hepsi yorgundu ama
kararlıydı.
Yıldızlar parladı. Orman nefes aldı. Pofuduk Ayı gülümsedi

Çocuklarımızın İlgisini Çekebilir  Ormanın Sırları Baykuş Amca

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


Başa dön tuşu